"Aşırı sağ dalganın yükselişi ikinci tur seçim sonuçlarıyla kesildi"

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Ufuk Turu'nda Ahmet İnsel, Fransa, Birleşik Krallık ve İran'da gerçekleşen seçimlere değinirken, ayrıca meclis çoğunluğu sağlanamadığı için altıncı kez seçime gidilen Bulgaristan'a da göz atıyor.

""
Ufuk Turu: 09 Temmuz 2024
 

Ufuk Turu: 09 Temmuz 2024

podcast servisi: iTunes / RSS

Bu hafta Ufuk Turu’na Fransa’daki seçim sonuçlarını ele alarak başlayan Ahmet İnsel, seçimlerin birinci turunda aşırı sağ dalganın yükselişinin ikinci tur seçim sonuçlarıyla kesildiğini belirtti. Seçimlerin ikinci turunda sol partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi’nin çoğunluğu elde etmesinde Sol’un seçimlerin ilk turunda oylarının yüksek geldiği seçim bölgelerinde Yeni Halk Cephesi’nin adayları lehine merkez liberal partilerin adaylarının seçimden çekilmesinin etkili olduğunu dile getiren İnsel, desteklediği adayın seçimden çekilmesi karşısında seçmenlerin ikinci turda sandığa gitmemesi yönündeki beklentinin aksine, katılımın birinci turdan ufak bir artışla büyük bir oranda değişmediğini ve %67 oranında gerçekleştiğini aktardı. Kamuoyu yoklamalarının 200 veya 220 milletvekili çıkarılacağının beklendiği aşırı sağ partinin 128 oy aldığını ve onu destekleyen, onunla iş birliği yapan sağ partiden ayrılanların oluşturduğu listenin 16 milletvekilliği aldığını belirten İnsel, aşırı sağ ve müttefikleri diyebileceğimiz bu grubun 143 milletvekilliğinde kaldığına dikkat çekti. Sandığa katılımın beklenilenin aksine düşük olmamasının nedenini, Aşırı Sağ’ın yükselişi karşısında ne Sol’un, ne de merkez partinin ve sağ partinin seçmenlerinin ikinci tura katılım açısından fire vermemesi olarak değerlendiren İnsel, seçimlerden çıkan birinci sonucun, birinci turda oyların %33.6’sını almış olan Aşırı Sağ partisi ve müttefiği Cumhuriyetçi Muhalifler’in ikinci turda mecliste üçüncü grup olduklarını ve buna karşılık birinci turda oyların %22’sini almış olan Macron’un etrafında oluşan Birlikte Koalisyonu’nun ikinci turda onların lehine olan 125 seçim bölgesinden Sol’un çekilmesiyle neredeyse 100 seçim bölgesinden milletvekili adayı çıkartabildiğini ve toplamda 168 milletvekilliği ile seçimlerden en çok kazançlı çıkan ittifak olduklarına dikkat çekti. Ömer Madra, Aşırı Sağ’ın başbakan adayı Bardella’nın ‘Fransa Aşırı Sol’un kucağına teslim edildi’ ifadesini aktarırken, İnsel, bir önceki seçimlerle kıyaslandığında Yeni Halk Cephesi’nin oylarını artırarak 182 milletvekili çıkardığını, Macron’un oylarının azalarak 100 milletvekilliği kaybettiğini ve bunun karşısında Aşırı Sağ’ın oylarını artırarak 143 milletvekiline çıkardığını ifade etti. Bardella’nın ifadesinin aksine Fransa’da meclisin Aşırı Sol’un kucağına düşmediğini ifade ederek, meclisin genel tablosuna bakıldığında en çok oy alan Yeni Halk Cephesi’nin birinci büyük kesimi oluşturduğunu, onu merkez partinin ve merkez etrafındaki sağ liberallerin izlediğini ve son olarak aşırı sağ partinin geldiğini aktaran İnsel, sağ ve sol partiler kendi aralarında birlikte düşünüldüğünde aşağı yukarı baş başa sayıda olduklarına dikkat çekti.



Diğer yandan, seçim sonuçlarının ardından hiçbir partinin tek başına iktidar olamayacağını belirterek, koalisyon kurma geleneğinin çok görülmediği Fransa’nın aylarca sürebilecek olan koalisyon ve pazarlık görüşmelerine sahne olacağını ifade eden Ahmet İnsel, Fransa’daki durumun ne olacağına yönelik tahminde bulunmanın çok zor olduğunu ifade etti. Bu hafta içinde Yeni Halk Cephesi’nin kendi arasında görüşmeler yaptıktan sonra başbakan adayı belirleyerek cumhurbaşkanına sunacağını belirttiğini aktaran İnsel, Sol’un başbakan adayının merkez partisinden hangi kesimleri yanına çekerek mecliste çoğunluk oluşturabileceğini tahmin etmenin çok zor olduğunu da dile getirdi.



Sol’un bu haliyle tek başına azınlık hükümeti kurması halinde ilk oylamada devrileceğini, zira meclis çoğunluğunu elde etmesi için 100’den fazla milletvekilini kendisine çekmesinin imkansız bir ihtimal olduğunu belirten Ahmet İnsel, bununla birlikte Yeni Halk Cephesi’nde bölünmeler olma ihtimalinin olabileceğine de dikkat çekti. Merkez parti, sağ parti ve aşırı sağ parti tarafından aşırı sol olarak tanımlanan Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi Partisi’nin aşırı sol tanımına uyan ve uymayan milletvekilleri olduğuna işaret ederek, parti içi bölünmeler yaşanabileceğini ifade eden ve bir ihtimalin Sosyalist Parti, Yeşiller ve Komünist Parti ile Macron ittifakının sol kesiminin ittifakı olabileceğini belirten İnsel, Fransa’da görünüşte Sol kazanmış gibi gözükse de aşırı sağın artan milletvekili sayısı nedeniyle meclisin daha fazla sağa kaydığını vurguladı. İnsel, üçüncü ve zor bir ihtimalin, Macron’un sağ partiyi dahil eden bir ittifaka gitmesi olduğunu sözlerine ekledi ve her ne olursa olsun bir sene boyunca Macron’un meclisi feshetme yetkisinin olmadığına dikkat çekti.

Fransa’daki seçimlerin ardından Birleşik Krallık’taki seçim sonuçlarına geçen Ahmet İnsel, Birleşik Krallık tarihinde görülmemiş bir şekilde katılımın düşük olduğu seçimlerde muhafazakarların oylarının düştüğüne ve bunun karşısında Farage’ın lideri olduğu aşırı sağ, Reform UK partisinin muhafazakar parti seçmenin oylarını da alarak Birleşik Krallık’ın üçüncü büyük partisi haline geldiğini aktardı. Seçimlerde birinci çıkan İşçi Partisi’nin oy oranını %1.5 oranında artırarak, milletvekili sayısını 124’ten 412’ye çıkarmasıyla tarihindeki en yüksek milletvekili sayısına ulaştığını belirten İnsel, seçimin bir diğer kazananının, muhafazakar seçmenlerin sol kanadından aldığı oylarla 71 milletvekili çıkaran liberal demokratlar olduğunu ifade etti. Yeşillerin ise oylarını artırarak dört milletvekili çıkarttıklarını aktaran İnsel, seçimin en büyük kaybedenin 251 milletvekili kaybederek 121 milletvekiline düşen muhafazakarlar olduğunu ve dolayısıyla İşçi Partisi’nin egemen olduğu bir parlamento oluştuğunu dile getirdi. İşçi Partisi’nin lideri Keir Starmer’in Başbakan olarak ilan edilmesinin ardından, ilk iş olarak göçmenlerin Ruanda’ya gönderilmesine dayanan antlaşmayı iptal ettiğini aktaran İnsel, yeni hükümette başbakan yardımcısının toplumun alt kesimlerinden gelen, 16 yaşında hamile kaldığı için okulu terk etmiş ve sendikacılıkla mücadele vermiş 43 yaşında İşçi Partili sendikacı bir kadın olduğunu ve İngiltere tarihinde ilk defa Maliye Bakanının da bir kadın olduğunu aktardı.



Diğer yandan, İngiltere’de sınıfsal farkın çok belli olduğunu dile getiren Ahmet İnsel, kolejlerden gelen muhafazakar partinin bakanlarından farklı olarak İşçi Partisi hükümetinin bakanlarının %80’inin devlet okullarından geldiğine dikkat çekti. Seçimlerin, İşçi Partisi’nin zaferinden çok muhafazakarların çöküşü olarak okunması gerektiğini belirten İnsel, İngiltere tarihinde ilk kez aşırı sağ bir partinin oyların %14’ünü alarak beş milletvekili çıkarmasının seçimlerin en ilginç gelişmesi olduğunu ve önümüzdeki seçimlerde muhafazakarların yerini aşırı sağın almasının beklendiğini aktardı. 

İran’daki seçimlere de değinen Ahmet İnsel, birinci turda %40’lık bir katılım olduğunu ve seçimlerin ikinci turunda katılımın %50’yi geçtiğini belirtti. Beklenmedik bir şekilde reformcu aday Mesud Pezeşkiyan’ın oyların %53.6’sını alarak aşırı muhafazakar ve katı dindar adayın önüne geçmesiyle yeni cumhurbaşkanı olduğunu aktaran İnsel, Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanı olmasına rağmen reform projelerini hayata geçirme imkanının sınırlı olacağını, zira meclis ve bütün yargı kurumunun Hamaney başta olmak üzere muhafazakarlar tarafından tutulmuş olduğuna dikkat çekti.



Son olarak meclis çoğunluğu sağlanamadığı için altıncı kez seçime gidilen Bulgaristan’da, Boyko Borisov’un partisinin doğal müttefiği olarak gözüken Bulgaristanlı Türklerin partisi olan Haklar ve Özgürlükler Partisi’nin bölünmesi sonucunda bu partiden 14 milletvekilinin Borisov hükümetine güvenoyu vermedikleri için seçimlerin yedinci kez yenileneceğine aktaran Ahmet İnsel, her seçimde katılımın azaldığına dikkat çekti.